Kitap

J. D. Salinger - Çavdar Tarlasında Çocuklar

| Volkan Miyanyedi | 4 dk okuma | 49 görüntülenme
J. D. Salinger - Çavdar Tarlasında Çocuklar

Çavdar Tarlasında Çocuklar, ilk bakışta huysuz bir gencin üç gününü anlatan bir başıbozukluk günlüğü gibi durur. Holden Caulfield okuldan kovulmuştur, kimseye söylemeden New York'a iner; otel odalarında, barlarda, donmuş bir parkta dolanır, herkesi ve her şeyi beğenmez. Ama romanın asıl meselesi bu kaçamak değil. Holden durmadan konuşur; üzerinde neredeyse hiç konuşmadığı tek şeyse bir ölümdür. Kitabın gücü buradan gelir: Bütün o gevezeliğin altında, dile getirilemeyen bir yas yatar.

İlk cümleden itibaren sizi tutan, sestir. Coşkun Yerli'nin 1997 tarihli çevirisi, Holden'in kesintisiz, argolu, kendi kuyruğunu kovalayan anlatımını Türkçede şaşırtıcı bir doğallıkla kurar. "Rezil çocukluğum", "lanet özgeçmiş", "bizimkilere inmeler iner" — bu, yapma bir edebiyat dili değil, soluğu yetişmeyen birinin konuşmasıdır. Salinger romanı bir olay üzerine değil, bir konuşma temposu üzerine kurmuş; Yerli de o tempoyu tutturduğu için çeviri, otuz yıla yakın süredir kendi başına bir klasik sayılıyor. Holden size doğrudan seslenir, sözünü böler, abartır, sonra geri alır. Güvenmemeniz gereken bir anlatıcıdır; ama yalanları bile bir şey ele verir.

Holden'in dünyaya tuttuğu ölçü tek kelimedir: sahtelik. Öğretmenler, oyuncular, hovardalar, "iyi çocuklar" — hepsi onun gözünde rol yapmaktadır. Kitabın en çok alıntılanan yanı da budur; kuşaklar boyu okur, Holden'i sahteliğin maskesini düşüren bir doğru söyleyici diye benimsedi. Oysa romanın asıl zekası tam bu noktada, anlatıcısına güvenmemesinde saklı. Sahtelikten nefret eden çocuk, üç gün boyunca durmadan yalan söyler, kendini başkası gibi tanıtır, rolden role geçer. Salinger bunu gizlemez. Holden'in sahtelik dedektörü, dünyayı yargılayan bir ilke değil, dünyaya katlanamamasının kibar adıdır. Kitap, kahramanının fikrini paylaşmak yerine o fikrin nereden geldiğini gösterir.

Geldiği yer bellidir. Holden'in küçük kardeşi Allie lösemiden ölmüştür. Geride bir beyzbol eldiveni ve Holden'in o gece çıplak elle kırdığı garaj camları kalmıştır. Roman bu ölümü bir dram sahnesine çevirmez; tersine, yası huzursuzluğun, alayın, uykusuzluğun arasına gizler. Herkese kızması, kimseyle gerçekten konuşamaması, sürekli "bir yere gitmek" istemesi hep o boşluğun çevresinde döner. Salinger acıyı söyleyerek değil, sakladığı yerden sezdirerek anlatır. Kitabı ikinci kez açtığınızda, ilk seferde kaçırdığınız kederi her sayfada görürsünüz.

Romanın kalbi, adını da veren o yanlış hatırlanan dizededir. Holden, Robert Burns'ün şiirini "Yakalarsa birini biri, çavdarlar arasında" diye bilir; doğrusu "Rastlarsa birine biri"dir. Bu yanlış işitme tesadüf değil. Holden, bir çavdar tarlasının kenarında durup uçuruma koşan çocukları düşmeden yakalayan biri olmak ister. İstediği budur: çocukluğun masumiyetini, onu yutacak yetişkin dünyasından korumak. Tutulması imkansız bir nöbettir bu.

Ama bu nöbeti asıl sınayan Phoebe'dir — ve roman burada, sevimli küçük kız klişesinin çok ötesine geçer. Phoebe, Holden'i dinleyen tek kişi olmakla kalmaz, onu köşeye de sıkıştırır: Beğenmediğin onca şeyin yanında, beğendiğin ne var, diye sorar. Holden duraksar. Aklına yalnızca ölmüş kardeşi ve geçmişte kalmış birkaç an gelir. Phoebe, ağabeyinin o koca sahtelik kuramının aslında ne kadar boş, her şeye birden hayır diyen bir tavırdan ibaret olduğunu hiç kuram kurmadan ortaya serer. Bu sahnede çocuk olan o değil, anlatan kişidir.

Bunun anlaşıldığı an, kitabın en sessiz, en çarpıcı sahnesidir. Yağmurlu atlıkarınca sahnesinde Holden, Phoebe'nin tehlikeli de olsa altın halkaya uzanmasına izin verir; çünkü çocukları düşmekten alıkoyamayacağını, bunu denemenin bile onları boğacağını anlar. Yakalayıcı olmaktan vazgeçtiği an, biraz iyileştiği andır. Salinger bunu tek bir nutuk atmadan, sırılsıklam ve neşeli bir görüntüyle verir.

Kitap yaşlandı, bunu saklamanın anlamı yok. 1951'in New York'u, ayrıcalıklı bir özel okul çocuğunun dünyası, kimi esprinin tarihe karışmış argosu bugün uzak gelebilir. Holden'in sesi de herkese aynı gelmez: kimini ilk sayfada içine alır, kimini o bitmeyen yakınma tonuyla yorar. Ama yorması bir kusur değil; bir gencin acısını süslemeden, olduğu gibi taşıdığı için yorar. Çoğu kitap zamanla küçülür; bu kitap, okuyan büyüdükçe altındaki yası görünür kıldığı için büyüyor.

Okuma Önerisi

Gençken okuyun, Holden'in öfkesinde kendinizi bulmak için; yıllar sonra bir daha okuyun, bu sefer öfkenin altındaki yası görmek için. Hızlı bir kitap değil, çünkü olay değil bir ruh hali taşıyor; bir solukta değil, sabırla okunmayı seviyor. Salinger'in Dokuz Öykü'sü, özellikle "Muz Balığı İçin Mükemmel Bir Gün" öyküsü için, aynı kederin daha keskin ve daha kısa bir kardeşi olduğunu söylüyorlar; doğrusu ben de bu yüzden okuma listeme aldım.

Çavdar Tarlasında Çocuklar
Çavdar Tarlasında Çocuklar

J. D. Salinger

Yapı Kredi Yayınları 200 sayfa 10/10
Kitap Detayına Git