Kitap

Jessie Greengrass - Bakış

| Volkan Miyanyedi | 4 dk okuma | 42 görüntülenme
Jessie Greengrass - Bakış

Bakış, adının vaat ettiği şeyin romanı gibi duruyor: görmek. Röntgen'in ışını, Freud'un divanı, Hunter kardeşlerin neşteri. İçeriyi gösterme iddiasındaki üç büyük icat, üç bölüm halinde sıralanmış. Ama kitabın asıl gücü başka yerde. Greengrass bu üç icadın tarihini zafer hikayesi olarak değil, uyarı levhası olarak kullanıyor. İçini gördüğün şeyi tanımış olmuyorsun. Kitap bunu iki yüz sayfada, acele etmeden söylüyor.

Anlatıcının adı yok. İkinci çocuğuna hamile, çalışma masasında oturuyor, pencereden kızını izliyor. Kızın yüzü eskiden hava durumu gibi okunurmuş; artık okunmuyor. Roman bu küçük kayıpla açılıyor ve geriye doğru sökülüyor: on yıl önce ölen anne, çocukluk yazlarının geçtiği evde hastalarını kabul eden psikanalist anneanne, Doktor K. Aralara da tarih giriyor. Würzburg'da karısının elini ışınlayan Röntgen. Dört yaşındaki Herbert Graf'ı, yani Küçük Hans'ı babası eliyle analiz ettiren Freud. Covent Garden'da bir bodrumda, mezardan çıkarılmış hamile bir kadının bedenini açan Hunter kardeşler.

Bu üç hikayenin ortak yanı aydınlanma değil, bedel. Hunter'ların masasındaki kadının adı yok, nereden geldiği bilinmiyor, kimse onun için üzülmemiş; kitaptaki çizimlerde bacakları kesilmiş bir et yığınına indirgenmiş, karnındaki bebekse bütün ve güzel resmedilmiş. Bilgi oradan çıkmış ama birinin üzerinden çıkmış. Küçük Hans bölümü daha da sert: Freud çocuğa atların bıyığı olup olmadığını soruyor, çocuk memnun etmek için evet diyor, ve korkusu elinden alınıp yerine babasından korktuğu fikri konuyor. Greengrass'ın anlatıcısı bunu okurken çocuğun güveninin bir fındık gibi kırılıp açıldığını yazıyor. Freud kendi kızı Anna'yı da analiz etmiş. Görmek burada sevginin değil, el koymanın biçimi.

Romanın en iyi sahnesi bence Floransa arasında. Hamile anlatıcı, La Specola'da Clemente Susini'nin balmumu Venüs'ünün karşısında tek başına duruyor: katman katman sökülebilen, damarları işlenmiş, kusursuz bir kadın bedeni. Ve kendine soruyor: ben böyle yatırılsaydım, her parçam incelenmiş, tartılmış, anlaşılmış olsaydı, geriye benden ne kalırdı? Cevap sahnenin içinde. Tam görünürlük ölülere mahsus. Yaşamak, kısmen karanlıkta kalmak demek. Kitabın bütün tezi bu tek vitrine sığıyor.

Bu tez en çok annenin ölüm döşeğinde sınanıyor. Anlatıcı, uykusu çözülen annesine rüya görüp görmediğini soruyor. Cevap gecikerek geliyor: "Bazen rüyamda seni görüyorum. Veya babanı. Ama hiçbir anlama gelmiyor." Otuz yıllık psikanaliz tarihi okumasının yanına konunca bu cümle neredeyse kara mizah. Rüyaların yorumu diye bir bilim kurulmuş; ölmekte olan kadın kızına rüyasının anlamsız olduğunu söylüyor ve sırtını dönüyor. Greengrass yorum eklemiyor. Eklemesine gerek yok.

Kitabın çocuk sahibi olma kararıyla ilgili kısmı da aynı mantıkla işliyor. Anlatıcı yıllarca karar veremiyor; anne olmuş halini göremediği için. Sonunda öğrendiği şey, görmeden karar vermek zorunda olduğu. Doğum sahnesinde bir anlığına tam bilgi yanılsaması yaşıyor: bebeği kucağına alıyor ve onu her yönüyle tanıdığını, bütün kaderini gördüğünü sanıyor. Sonra kordon kesiliyor, bebek tartılmaya götürülüyor, yanılsama bitiyor. Romanın son cümlesi yeni doğanın nedeni bilinmeyen çığlığı üzerine: nedenini bilmiyoruz ama bulmayı denemeliyiz. Röntgen filmi yok artık; sadece deneme var. Kitap bilgiyi bir sonuç olmaktan çıkarıp bir uğraşa çeviriyor ve anneliği tam oraya yerleştiriyor.

Kusursuz bir kitap değil. Tarih bölümleri yer yer Wellcome Kütüphanesi fişlerinden yeni çıkmış gibi duruyor; Greengrass teşekkür sayfasında okumalarının çoğunu orada yaptığını zaten söylüyor. Röntgen'in öğrencilik yılları gibi pasajlarda dikiş yeri görünüyor. Ama anlatıcının sesi araya girdiğinde, o soğuk malzeme birden ısınıyor. Arka kapaktaki övgülerde Woolf anılıyor; bana kalırsa benzerlik biçimde değil, cesarette. Bir kadının iç sesini, özür dilemeden, iki yüz sayfa taşıyabilmekte.

Türkçesi Timaş'tan çıkmış, 2019'da. Greengrass 1982 doğumlu, felsefe okumuş; Bakış ilk romanı ve Women's Prize finalisti olmuş. İlk roman için fazla olgun bir kitap bu. Acemiliği yok; olsa olsa acemiliği anlatma cesareti var.

Okuma Önerisi

Çocuk sahibi olup olmamayı düşünen, annesini kaybetmiş ya da bir yakınının hastalığında başucunda oturmuş okurlara. Bir de olay örgüsü değil düşünce takip etmek isteyenlere; burada kovalanacak bir hikaye yok, kovalanacak bir soru var. Greengrass'ın ödüllü öykü kitabını okumadım, henüz Türkçede olup olmadığını da bilmiyorum; ama Bakış'tan sonra merak listeme girdi. Kitabı bitirince yapılacak en doğru şey muhtemelen kimseye anlatmamak. Bakış zaten anlatmanın değil, bakmanın kitabı.

Bakış
Bakış

Jessie Greengrass

Timaş Yayınları 208 sayfa 8/10
Kitap Detayına Git